Ah İnsan!

Size olmayan giysileri giymek için gösterdiğiniz o çirkin ısrar, ipek gömleği saman bir kağıda dönüştürdü. Başkaları için hissettiğiniz kin size döndü, hep başkalarına güldüğünü düşündüğünüz o baht size küstü.
İçten içe olmak istemediğiniz o rolleri oynamaya çalışırken, bir yerinden yırtıldı mutlaka tahammülünüz.  Bazen yumuşak ve sakin ses tonunuz, kimsenin anlam veremediği bir anda gaddarlığa dönüştü. Sıkıştı içinizde aslolan. İyi olmalıyım, iyi olmalıyım zikrinden en kötüye dönüştü. Çıkmak istedikçe kafasını bastırdığınız benlik düşmanınız oldu. Artık ne olmak istediğinizi de unuttunuz. Hayat içeride kaynayan bir aşure kazanı gibi kaynadı, kaynadı. Ve o çok güzel olacak enfes tarif hep eksik kaldı. Çünkü taktınız o portakal kabuğuna… Kimileri hepsini yedi, çatlayıncaya dek. Kimileri eksik olduğuna inandıkları yüzünden tadına dahi bakmadan çöpe boşalttı canım emekleri.

Olanı sevmediniz; olacağa aşk beslediniz de,
onun için de çaba harcamadınız.

Gülerken ağlayanlar, yokluk çektiği gözlerinden belli olanların bolluk söylemleri, fikir sorup uğraşmadan çözmek için can atanlar, en şefkatli konuşmalardan katı genellemelere, vicdan düğmelerine işe gelince basanlara, birilerinin üslubunu eleştirirken küfredenlere. Adalet, dürüstlük, merhamet gibi değerleri karşısındaki kişiye göre değiştiren o erdemsizliklere.

Sen insansın,
sen kendi terazinin kefesini belirleyensin…
Hak isterken, haksızlık ettiğinde
hakkın seni bulmayacağını bilmesi gerekensin.

Yaptıklarının sorumluluğunu taşımakla mükellef;

ruhu, beyni, kalbi olan varlıksın. Bak bakalım cebinde ne var, bak…

Kimsenin gelip de hayatını mucizevi bir dokunuşla değiştirmesini bekleme.

Ne yaparsak kendimize, ne yaparsak..

Yine de yolları kimlerle yürüdüğünüze dikkat edin!

Not:Bir baktım yıl olmuş, neler neler olmuş. Hayatın içinde mücadele ederken hangi kapılar açılmış, hangileri kapanmış. Ne güzelsin sen hayat! Evet döndüm! Artık her hafta biraz karalama…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.