“En Büyük Şifa Uyanmaktır” (Mooji)

Neden uyanıyoruz? Uyuyor muyuz biz? Hayatlarımız gelişen çağın; toplumun, teknolojinin, makineleşen dünyanın içinde bir o yana bir bu yana koşarken daha çok acı çekiyor. Ruhlar fakir, cepler zengin… Etrafımızda, özellikle büyük şehirlerde yaşayan çoğu insan -biz de dahil kimi zaman- büyük değişimleri, gitmeyi, şöyle bir tarlam olsun, bir cafem olsun kendi halimde takılayım gibi hayallerin peşinde. Aynı istikamette devam edip, farklı sonuçlar beklemek ise yine sistemin, dönemin, bilinç düzeyimizin ve en çok da bizim sorumluluğumuz. Düşünsene çok sıradan alışkanlıkları değiştirmek dahi, büyük değişimlere neden olurken beyninde, sadece durmak ve beklemek. Fakat o andaki durumun, psikolojin tüm bunları görmene, onlara dokunmana engel. Farkındalık kelimesi bu alanda en çok kullanılan kelimelerden biri. Unutmayın farkındalık meditasyondur. Bulunduğun algı ve zihinsel sürecin dışına çıkmak, en azından bunun için çabalamak ise herkesin yaradılışında var olan fakat pek de uğraşmadığı eylemlerden biri. Acıdan kaçmak yerine yüzleşmek, korktuğun herhangi bir konunun üzerine gitmek, bedeninin verdiği sinyalleri takip etmek yerine, bir ağrı kesici, antibiyotikle onu baskılamamak farkındalık yolunda en basit yol. (En ufak durumlarda ilaçlara sarılanlar için elbette) Derine inip, ruhunun katmanlarına indiğinde acının nereden geldiğini görme şansına sahipsin. Louise Hay, “Düşünce Gücüyle Tedavi”adlı kitabı ilk aldığımda geçici bir travma yaşamıştım. Kitabı sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Kendi hastalığını yendiği yöntemleri, danışanlarıyla yaşadığı süreçleri, inanılmaz hikayeleri paylaşıyor kitabında. Fakat beni en çok etkileyen kısım; hastalıkların psikolojik nedenlerini ve bu konuda neler yapılacağını, kısa telkin cümleleriyle vermesi oldu.

Yaşamım boyunca geçirdiğim rahatsızlıklar dahil, yakın çevremde kronik hastalıkları olan ve hayatlarını kaybedenleri düşündüğümde, bu bilgilerin ne kadar doğru ve önemli olduğuna dair hiç bir şüphem kalmamıştı. Sürekli mide rahatsızlığı yaşayanların yaşamlarında hazmedemedikleri, baş ağrısı çekenlerin zihinlerinde baş edemedikleri düşüncelere kadar… Dünyada son yıllarda, alternatif tıp yöntemlerinin bir çok alanda kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Diğer yandaysa her şeyi bir kenara bırakıp, Hindistan’da hayatlarına devam eden veya yöntemleri tedavi süreçlerinde kullanan çok sayıda uzman var. Çünkü Nefes, Meditasyon, Yoga gibi teknikler bilinçaltı dediğimiz topraklarda neler olduğunu bize gösteren, düğümleri ve blokajları açmamıza yardımcı olan, zihnin ne olup olmadığını anlamamıza vesile olan çok önemli yollar. Bir cafede arkadaşınızla ettiğiniz sohbet, kafa dağıtmak üzerine yapılan tüm eylemler kısa vadede işe yarasa dahi, uzun vadede pek işe yaramaz. Çünkü uyuttuğun ne varsa, er geç uyanır. Sen bu uyanışlara kulak verirsen sesler çoğalır. Bu yüzden “en büyük şifa uyanmaktır” diyor Mooji. Buna tamamen kulak vermek veya vermemek ise bir tercihten ibarettir. Ancak o sesi tamamen susturamazsın. Çünkü insan düşündüğümüzden daha fazlasıdır. Maddeden ibaret olmadığın için ruhun kapıyı çalar… Gelir seni bulur. Hep seninle olan uyanışı, salt dışarıda aramak bir işe yaramaz bu yüzden. İçeriye bak..Ne istiyor ne diyor? Memnun mu halinden? Bırak insanlara “Nasılsın?” diye sormayı, kendine sor bakalım. Sormaktan kastım ise olduğun noktadan uzaklaşıp nefes almak. Bunları size yazan kişi, ilk meditasyon seansında hiç bir şekilde konsantre olamamış, zihninde sürekli olarak “bu nedir tam olarak, şimdi biz neyin peşindeyiz” diye soran biri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.